Sağlık - suyeşili - Blogcu



suyeşili

31/1/2009 - Güzelliğin sırları

Kategori: Saglik



SUMİSALİ

26/1/2009 - SAĞLIKLI BİR CİLT İÇİN....

Kategori: GÜZELLİK

Sağlıklı Beslenme İle Sağlıklı Cilde Sahip Olun



Yiyerek Güzelleşin

       
        Kullandığınız bütün kremler ve cilt tedavi yöntemleri size kalıcı bir güzellik ve parlaklık vermiyor mu? O halde sorun beslenme düzeninizde... Dış görüntümüz iç sağlığımızı dışarıya yansıtır ve yediğimiz gıdalar da dış görünüşümüzü bu yolla etkiler. Cildinize, saçlarınıza, tırnaklarınıza ve gözlerinize canlılık katabilmek için işte bazı metotlar:


Sağlıklı beslenme = sağlıklı cilt

        Cildimiz yalnızca vücudumuzu sarmaz aynı zamanda vücudumuzun bütünsel bir parçasıdır ve yediklerimizden doğrudan etkilenir. Besin-zengini meyveler ve sebzeler cilt sağlığımız için önem taşırlar. Öte yandan işlenmiş ve hazır gıdalar, etler ve süt ürünleri cildimizde tıkanıklığa yol açar ve zarar verirler.


Cildimiz yoluyla detoks yaparız

        Cildimiz önemli bir arınma kanalıdır. Vücudumuz yabancı maddelerle, zararlı atıklarla dolduğunda diğer boşaltım kanalları zorlanır ve vücudumuz bu atıkları cildimiz yoluyla dışarı atmaya çalışır. Bu durum da ciltte akne, egzama ve gözenek tıkanması gibi sorunlara neden olur.


Kötü gıdalar


        Etler ve süt ürünleri, bozulmuş yağlar ve bütün işlenmiş gıda ürünleri vücuttan atılması gereken yüksek miktarda toksik atık üretir, bu da cilt sağlığını olumsuz yönde etkiler. Her çeşit şeker ve sigara da cildimize zarar verir.


Daha iyi görünmek için boşaltımı iyileştirin

        Cilt sağlığını desteklemenin en iyi yollarından biri boşaltım kanallarını iyileştirmektir. Bağırsaklarımızı harekete geçirerek ve böbreklerimizin iyi çalışmasını sağlayarak bütün vücudumuzu temizleyebiliriz ve bu temizlik de cildimize yansır. Lifli yiyeceklerin ağırlıklı olduği bir beslenme düzeni ve su bunu başarmanın en iyi yoludur.


Güzelliğiniz için su için



        Su bütün hücrelerimize doldurmalıdır, ancak pekçok insan hergün yeterli miktarda su içmez. Suyu çekilmiş kuru üzümü düşünün, susuz hücre de tıpkı buna benzer! Günde an az iki litre su içerek hücrelerinizi temizleyin, dolgunlaştırın ve kırışıklıkları azaltın. Alkol almayın, kahve ve soda içmeyin çünkü bunlar idrar söktürücüdür ve su kaybına neden olurlar.


Çiğ besinler



        Canlı ve ışıltılı görünümlü bir cilt için bol miktarda çiğ meyve, sebze ve bunların sularını tüketin. Çünkü bu besinler pişirildiklerinde zarar görür ve faydalı özelliklerini kaybederler. Bu besinlerin içerdiği yüksek miktarda sıvı da vücuda alınan suyu destekler. Çiğ sebze ve meyvelerin ağırlıklı olduğu bir beslenme düzeni cildimizi korur, yeniler, esnekliğini sağlar ve sağlıklı bir ışıltı verir.


Canlı cilt canlı hücrelerle başlar

        Temel amino ve yağ asitleri hücre zarını şekillendirir. Bu besinleri de iyi kaliteli kaynaklardan almak büyük önem taşır. Bunlar en iyi şekilde çiğ kabuklu yemişler, tohumlar ve pekçok sebzede bulunurlar. Unutmayın ki bunlar da ısıya duyarlıdırlar ve pişirildiklerinde hücrelerimize fayda sağlayacak pekçok özelliklerini kaybederler.


Güçlü saçlar ve tırnaklar

        Saçımız ve tırnaklarımız esas itibarıyla proteinden yapılmıştır ve mineraller bunların dayanıklılığını ve parlaklığını sağlarlar. Saçlar ve tırnaklar vücudun dışındadır ve bu nedenle sağlık için düşük öneme sahip oldukları ve hayati olmadıkları düşünülür. Oysa saçlar ve tırnaklar vücut iç ortamımızın barometresidir. Zayıf saç ve tırnak genel sağlığımızın zayıflamaya başladığının bir göstergesidir. Kabuklu yemişler ve tohumlar yüksek kalitede protein ve yağ asitleri sağlarlar ve aynı zamanda saç ve tırnakların dayanıklılığı ve parlaklığı için de çinko, sülfür ve silika ihtiva ederler.


Parlayan gözler



        Gözler iyi olma durumumuzu gösteren pencerelerdir. Gözlerimizin sağlığı ve parlaklığı tüm sağlık durumumuzu gösteren bir barometredir ve bu yöntem iridoloji bilminde (gözlere bakarak vücut sağlık durumunu belirlemek) kullanılır. Iridolojistler gözdeki iris tabakasına bakarak, irise yansıyan sinirsel bağlantılar yoluyla vücudun çeşitli bölümlerindeki sağlık seviyesini belirlemeye çalışırlar. Hafif ve canlı bir beslenme tarzı gözünüzün beyazlığını artırır ve parlayan berrak bir iris tabakası sağlar.


Anahtar besinler ve kaynakları

    —C Vitamini: kolajen yapı için hayatidir, cilt esnekliğini sağlar. Kivi, orman meyveleri, narenciye ve maynodozda bol miktarda bulunur.
    —Çinko: Aynı şekilde kolajen yapı için gereklidir ve saçın beyazlamasını engelleyebilir. Kabak çekirdeği ve zencefil kökünde bulunur.
    —Sülfür: Bütün bağlayıcı dokuların inşa edilmesine yardımcı olur. Lahana, brokoli, sarmısak ve soğan en zengin kaynaklarıdır.
    —Silika: Cilt esnekliğinin korunmasını sağlar, kemikleri güçlendirir, sağlıklı tırnaklar ve parlak saçlar yapar. Salatalık, domates, dolmalık biber ve yulafta bulunur.
    —Magnezyum: Hücre zarlarındaki su pompalamayı kontrol eder, bu da atıkların temizlenmesini sağlar ve aşırı tuz ve diğer toksinlerin neden olduğu fazla su tutulmasının önüne geçerek hücreyi rahatlatır. Yeşil yapraklı sebzeler en iyi kaynaklarıdır.
    —Beta karoten: oksidatif hasarlara ve güneş yanığına karşı korur. Havuç ve yeşil yapraklı sebzeler en iyi kaynaklarıdır.
    —E Vitamini: Çözülebilir antioksidan bir yağdır, hücre zarlarının korunmasına yardımcı olur.Zeytin, avokado, kabuklu yemişler, tohumlar ve tabii ki yeşil sebzelerde bulunur.
    —Temel yağ asitleri: Bütün hücre duvarlarının önemli bir bileşkenidir. Cildimizin elastikiyetinin korunmasında anahtardır. Cildin doğal yağlarını dengeler ve canlı bir görüntü sağlar.

        Zayıf beslenme alışkanlıklarınızı değiştirerek sağlıklı gıdalar tüketin ve cildinizdeki, saçlarınızdaki ve tırnaklarınızdaki değişimi izleyin. Güzelliğiniz için yiyin, hem kendinizi daha iyi hissedin hem de daha güzel görünün.

alıntıdır...

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

29/1/2009 - Panik atak

Kategori: Saglik


Panik Atak Nedir?

Panik atak ile ilgili olarak ilk bilmeniz gereken panik atak nedir? Bu sorunun cevabını öğrendikten ve panik atağın ne olduğunu anlayabildikten sonra bu durumdan da kurtulabilirsiniz. Panik atak en kısa ve öz tabiri ile ani olarak ortaya çıkan endişe - kaygı nöbetidir. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini gösterir, bu yüzden de çoğu zaman kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratır. Bu yoğun korku duygusu içinde kişi, çok kötü birşey olacağını, onun için sonun geldiğini, öleceğini veya kalp krizi geçireceğini düşünür. Bu şekilde yoğun bir korku içinde olan kişi doğal olarak o ortamdan kaçmak, uzaklaşmak ister, yardım alabileceği bir sağlık kuruluşuna gitmek ister. Çoğu zaman gidilen bir  hastanede veya acil serviste herhangi bir girişimde bulunmaksızın bu belirtiler geçer ve kişi kendini iyi hisseder.

Panik nöbeti sırasında aşağıdaki belirtiler görülebilir. Bu belirtilerden dört tanesinin görülmesi çoğu zaman yeterli olur. Genel olarak kişiler nöbetler sırasında bu belirtilerde 7-10 arası belirti yaşamaktadırlar.

1 -  Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama
2 -  Terleme
3 -  Titreme ya da sarsılma
4 -  Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma
5 -  Soluğun kesilmesi
6 -  Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma
7 -  Bulantı ya da karın ağrısı
8 -  Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9 -  Derealizasyon ya da Depersonalizasyon (Dış dünya yada kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme).
10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11- Ölüm korkusu
12- Uyuşma ve karıncalanma duygusu
13- Üşüme ürperme ve ateş basması 

Panik Atak Sonucu Gelişebilen Problemler


İlk önce şunun bilinmesi gereklidir, panik atak yüzünden hiçbir şekilde kalpte, solunum sisteminde bir rahatsızlık meydana gelmez. Eğer panik atak uzun süre tedavi edilmezse psikolojik kökenli başka rahatsızlıkları meydana getirebilir. Örneğin bu atak tekrar gelirse diye düşünüp dışarı çıkmak istemezse, geçeceği yollarda hastane olup olmadığı düşünmeye başlayıp bu yüzden dışarı çıkmazsa, özetle kişi evden dışarı çıkmaktan korkar olursa panik atağa "agorafobi" eşlik ediyor diyebiliriz. Bunun dışında sosyal ortamdan kopma sonucu kişide depresif bir duygu-durum oluşabilir. Panik atak tedavisi ile koordineli olarak diğer problemlerinde çözümüne ayrı olarak başlanması gerekmektedir..

 

 

Panik Atak Geçiren Birine Nasıl Davranmalıyız?

Panik atak geçiren birine yardım ederken ilk önce gerçekten o kişinin panik atak geçirip geçirmediğinden emin olunması gerekir. Eğer kişinin panik atak geçmişi varsa ve sizde o anda kişinin panik atak geçirdiğinden eminseniz ilk olarak o kişiyi rahat olabileceği ve etrafında onunla ilgilenen çok fazla kimsenin olmadığı bir yere götürün. Olabildiğince sakin ve serin kanlı olmalısınız, o kişi o anda çok kötü birşey olduğunu öleceğini düşünüyordur, sizde  sanki o kişi ölecekmiş gibi panik bir şekilde hareket edersiniz kişiyi daha da kötü bir duruma sokabilirsiniz. Panik atak geçiren kişiye bunun 10 dakika ile 20 dakika arasında geçeceğini söylemek, bunun yüzünden herhangi bir şey olmayacağını, sakinleşmesi gerektiğini söylemek ve nefes egzersizi yapmasını sağlamak çok yerinde ve rahatlatıcı bir davranış olacaktır.

Panik Atak ve Beslenme
 

 

Panik atak tedavisine başlamadan önce hastalarımızda yapmalarının istediğimiz en önemli kriterlerden biri beslenmelerini bir düzene sokmalarıdır. Beslenme tıbbında uzmanlaşmış ünlü psikiyatr Dr.Lesser; beslenme ile panik ataklar arasında bir ilişki olduğunu belirtmiştir. Endişe, depresyon, korku,panik atak belirtileri ile gelen kişilerin kanlarındaki şeker oranına bakmış ve bu hastaların %92’sinde bu oranlarda bir anormallik olduğu sonucuna varılmıştır.

          Beslenmenin diğer kişilik özellikleri ve stres üzerinde de etkisi olduğu biliniyor. Hindisanda iyi ve kötü beslenen çocuklar üzerinde yapılan araştırmada kötü beslenen çocukların maceracı olmadıkları, çevrelerini keşfetme konusunda isteksiz oldukları,  genellikle annelerinin yanında kalmak istedikleri sonucuna varıldı.

Burada pek çok panik atak hastası yeterli yedikleri hatta çevrelerindeki insanlardan daha iyi beslendikleri halde niçin kendilerinin panik atak geçirdiğini daha kötü beslenenlerin geçirmediğini sorarlar. Bu insanların bünyesine, strese karşı dayanıklılıklarına ve stres karşısındaki tepkilerine bağlı bir durumdur.


Aşağıdaki Beslenme Yöntemlerine Uymanız Tedaviye Başlamanın İlk Adımıdır.

  1. Gün içinde tükettiğiniz meyve ve sebze miktarını arttırın: Meyve ve sebzeler pek çok vitaminle, besleyici maddelerle doludur ve lif açısından zengindirler.
  2. Daha çok bakliyat yiyin: yeşil fasulye, mercimek, lima fasulyesi, barbunya fasulye gibi gıdalarla beraber yenilecek hububat ürünleri çok sağlıklı bir seçimdir.
  3. Şekeri mümkün olduğu kadar aza indirin: Tamamen vazgeçemeseniz bile çok çok az yemeğe dikkat edin.
  4. Yemek yeme alışkanlıklarınızı değiştirin. Çok büyük üç öğün yerine gün içerisinde ufak ufak dört beş mini öğün yiyin.
  5. Kafeinden uzak durun: Kahveler ve kafein içeren diğer ürünler panik atak hastalarında atakların tetiklenmesine neden olabilir.
  6. Gün içerisinde bol miktarda su için: Her gün en az 1,5 litre su için.
  7. Yağ ve Tuz Konusunda dikkatli olun.

 

Beslenme panik atak tedavisinde ilk adımdır fakat önemli bir adımdır. Ama unutulmamalıdır ki tek başına beslenmeyi düzeltmek panik ataklardan tamamen kurtulmak anlamına gelmez.


Panik Atak Tedavisi

Panik atak tedavisi hastanın yaşadığı atakların düzeyine ve şiddetine göre değişim gösterebilir. Genel olarak panik atak tedavisinde bilişsel davranışçı terapi uygulanmaktadır. Bu terapi uygulaması ile hastalara ilk olarak ataklar sırasında onlarla başa çıkabileceği teknikler öğretilir. Bu teknikler ile hastanın ataklarını kontrol edebilmesi sağlanır. Daha sonraki aşamada hastanın yanlış bilişsel süreçleri bulunur (örneğin; alışveriş merkezi çok kalabalık oraya gidersem atak geçiririm) ve bu süreçler olumlu düşünceler ile değiştirilmeye çalışılır. Ataklarla başa çıkmayı öğrenen ve yanlış bilişsel süreçleri değiştirilen hastanın hayat kalitesi arttırılmaya çalışılır. Hasta her ne kadar iyileştiğini söylese ve gerçekten atak yaşamasa bile, beklenti anksiyetesi ile sinemaya, tiyatroya, alışveriş merkezine gitmekten korkuyorsa; atak gelecek endişesi ile hayatını kısıtlıyorsa bu rahatsızlık tamamen geçmiş diyemeyiz.

Panik atak tedavisinde psikologlar ve psikiyatrlar beraber çalışabilirler. Tedavinin ilk aşamasında kişi şiddetli ataklar yaşıyorsa ve bu ataklar yüzünden evden çıkamayacak durumdaysa ilaç tedavisi uygulanmaya başlanır, daha sonra bu akut dönem atlatılınca psikoterapi'ye başlanması gerekmektedir.

Panik atakta kulaktan dolma bazı yanlış bilgiler vardır. Bunlardan en önemlisi panik atağın tedavisi olmadığıdır. Bu tamamen yanlış bir bilgidir. Bazı durumlarda ataklar tedavisiz olarak kesilebilir veya yukarıda değindiğimiz gibi tedavi ile ataklar ortadan kaldırılır fakat kişinin hayatında bazı şeylerden kaçınma ile olsun, kendini yormamaya çalışma ile olsun bir şekilde hala panik atak vardır. Eğer hayatın içinde olan bu panik atak'ta ortadan kaldırılmazsa nüks etme olasılığı olabilir. Yaptığımız klinik gözlemler sonucu eğer hasta tedaviye düzenli olarak devam ediyorsa 4 - 6 ay arasında bu rahatsızlıktan büyük ölçüde kurtulmuş olur ve hastalığın normal şartlar altında tekrar nüks etmesi beklenmez.

Unutulmaması gereken bir diğer önemli konuda panik atak tedavisine ne kadar çabuk başlanırsa tedavinin o kadar kolay ve çabuk sonlanacağıdır. Eğer panik atak rahatsızlığınız olabileceğinden şüpheleniyorsanız doktor doktor gezip check-up yaptırmadan önce bir psikoloğa başvurmanız en etkili çözüm olacaktır.

Panik atak tedavisinde bireysel terapinin yanı sıra grup terapisi de uygulanabilir.

Sık Sorulan Sorular:^^^^^^
1. Panik Atak Hastalığı Yüzünden Kalp Krizi Geçirir miyim?

Panik atak yüzünden hiç kimse kalp krizi geçirmez ve ölmez. Ataklar sırasında kalp krizi geçiriyorum düşüncesine girebilirsiniz fakat panik atak ile kalp krizi kesinlikle karıştırılmamalıdır.

 

2. Panik Atak Kesinlikle Tedavisi Olmayan Bir Rahatsızlık mıdır, Ömür Boyu Bu şekilde Yaşamak Zorunda mıyım?

Panik atak tam tersine kesinlikle tedavisi olan bir rahatsızlıktır. Kimi zaman sadece ilaç veya psikoterapi ile kimi zamanda bu ikisinin bir arada kullanılması ile tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.

 

3. Panik Atak Yüzünden Evden Dışarı Çıkmaya Korkuyorum. Dışarıda da Olabileceği Düşüncesi İle Hep Evde Oturuyorum. Bu Doğru Bir Davranış mı?

Panik Atakla birlikte bazı durumlarda "agorafobi" dediğimiz dışarı çıkma korkusu gelişebilir. Bu korku yüzünden sosyal ortamlardan kendini çekmek, evden dışarı çıkmamak doğru bir davranış değildir.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

şiir,romantik,aşk

Kategoriler

Arkadaşlarım

runya
izmirdegunbatimi
beycaninsandigi
meryemaslan
gulcancaa
türkan mutlu
sihirliyazilar
bahri yıldırım
yitikozann
türkan mutlu
sonveda
ruhucanan
hayatsadecehikaye
meryemcesiir
jasminle
nurlusaray
yitiksokaklar

Get Your Own Player!


do-it-yourself
do-it-yourself
Sitenizesayac.com
[Sitene Ekle]
Online Kişi Sayacı